Bakırköy’deydim. Kafam dumanlı, cebimde bi’ miktar para, kafamda deli sorular. Gecenin bi’ vakti telefonumda “istanbul travesti” yazdım. Amacım belliydi, ne yalan söyleyeyim; aklımdan geçen tek şey bir travestiyle seks yapmaktı.
Liste uzundu ama biri takıldı gözüme.
CEMRE – Sadece sert seven gelsin.
Altına da yazmış: “Yalancıysan, çekingen adamsan arama.”
Tam da beni tarif ediyordu sanki.
Numarayı tuşladım.
“Cemre?”
“He?” dedi, sesi cızırtılı, hafif boğuk ama deli seksi.
“Bakırköy’deyim, müsait misin?”
“20 dakikaya gel, fazladan konuşma, bin lira kapı açılır.”
“Tamam,” dedim, sesim titredi yeminle.
Adres attı. Dışarıdan normal bir apartman. Merdivenleri çıktım, zili çaldım. Kapı hafif açıldı.
“İçeri gir, kapıyı kapat.”
Girdim. Ayakkabımı çıkarırken gözüme takıldı: simsiyah şort, üstünde file body, göğüsleri fırlamış, dudağında ıslak kırmızı ruj.

“Sakin ol koçum, manyak gibi bakma,” dedi.
Gülümsedim, kekeler gibi cevap verdim:
“İlk defa…”
He he he, hepsi öyle diyo. Hadi içeri, soyun
Ne desem boş, karşımda bir canavar kadar güçlü ama kadın kadar baştan çıkarıcı bir travesti vardı.
Yatağın kenarına oturdum. Üzerime geldi, dizlerini iki yana koydu, pantolonumu yırtar gibi açtı.
“Hazır ol bak, ben usul usul sevmem, canın tatlıysa söyle şimdi,” dedi.
Ben sadece başımı sallayabildim. Kalbim boğazımdaydı.
Sonrasını tarif edemem.
Cemre beni öyle bir çözdü ki, hayatta kimse beni o kadar tanımamıştı.
Ellerini boynuma sardı, dudaklarını boynuma bastırdı. Öpmedi bile, direkt ısırdı.
Sertti, deliydi ama bir o kadar da baştan çıkarıcıydı.
“Bakırköy travesti olmak kolay değil koçum,” dedi nefes nefese, “ya delireceksin, ya delirteceksin!”
İkisini de yaptı.
İçimdeki en ilkel, en karanlık yerleri uyandırdı.
Pozisyonlar değişti, sesler yükseldi, yatak gıcırdadı, duvar bile dayanamadı.
Bir ara kafamı yastığa gömdü, kulağıma fısıldadı:
“Artık sen busun. Benim oyuncağım.”
O an her şeyi unuttum. Kimdim, neydim, sabah nereye gidecektim, hiçbirini bilmiyordum.
Sadece Cemre’nin sıcak teni, ağırlığı ve o acıttıkça zevk veren parmakları vardı.
Bittiğinde sigarasını yaktı, camı açtı.
“Fena değildin lan,” dedi gülerek.
Ben ise konuşamıyordum.
Sadece giyindim, para masasındaydı.
Kapıdan çıkarken arkamdan seslendi:
“Bi’ daha ararsan yalan yok, kuralına göre oynarsan kapım açık.”
“Cemre,” dedim dönüp, “sen neysen, ben artık oyum.”
Güldü sadece.
“Ulan erkek dediğin böyle konuşur işte…”
